25 Aralık 2022
23 Aralık 2022 tarihinde Paris Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne ırkçı ve vahşet dolu bir saldırı gerçekleştirildi. Paris Savcısı yaptığı açıklamada 69 yaşındaki Fransız saldırganın bir yıl önce Paris’teki bir göçmen kampına düzenlenen bir saldırı nedeniyle yargılanmayı beklerken kısa süre önce gözaltından serbest bırakıldığını belirtti. Bunun yanı sıra zanlı, 2016 yılında silahla şiddet eylemlerinde bulunmaktan hüküm giymiş ve temyize başvurmuştu. France Info’nun yaptığı habere göre, zanlı Cuma günkü saldırıdan sonra gözaltı sırasında bir polis memuruna açıkça ırkçı olduğunu belirtti ve Kürt Kültür Merkezi’ni bilinçli olarak hedef aldığını itiraf etti. 3 kişinin hayata göz yumduğu ve 5 kişinin yaralandığı bu faşist saldırı, yurtlarından ayrılmak zorunda bırakılan Kürtlerin can güvenliğinin Avrupa’da dahi tam olarak temin edilmediğinin bir göstergesidir. Geçmişte Kürtlerin bilhassa sadece Paris’te maruz bırakıldıkları sürgünler, suikastlar ve türlü ırkçı saldırıların da ışığında, Fransız makamlarının dünyanın her yerine dağılmış Kürtlerin ve Anadolu […]
28 Aralık 2022
Roboski Katliamı üzerinden 11 sene geçti. Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları tarafından 17’si çocuk 34 kişi usulsüzce ve vahşice 11 sene önce katledildi. Ve 11 senedir ne Ankara yönetimi saldırıda kasıt olmadığı iddiasından vazgeçip sorumluluk üstlendi, ne de bombardıman emrini veren ve infaz edenler yargılandı. 11 Haziran 2013’te dosya hakkında “taksirle ölüme sebebiyet vermekten dolayı” verilen görevsizlik kararı ve ardından Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından verilen takipsizlik kararı, Roboski kurbanlarının çalınan hayatları ve yakınlarının adalet çağrılarının Türk devletince resmen manasız olduğunu gün yüzüne çıkarmıştı. Bu sebeple, devletin tarihsel süreci boyunca askeriyeyi yücelten bu ideolojisi, TSK’yi işlediği suçların çapından ve şiddetinden bağımsız olarak her durumda masum ilan etmeye devam ediyor. Roboski Katliamında “kimlik tespiti yapmanın imkânsız olduğu” belirtilen ve dolayısıyla katledilen 34 köylünün teröristlerden ayırt edilemediklerinin ima edildiği gerekçelendirme ise Türk devletinin kendi vatandaşlarını keyfi […]
11 Ekim 2022
Tarih 10 Ekim, 2015… AKP hükümetinin Suriye’deki iç savaşa müdahil olmasından sonra DİSK, Türk Tabipleri Birliği ve HDP gibi pek çok siyasal ve toplumsal örgütün yanı sıra muhtelif siyasetçilerin ve savaş karşıtı aktivistlerin müştereken kurduğu Barış Bloku’nun çağrısı üzerine Ankara Garı önünde “Emek, Barış, Demokrasi Mitingi” düzenleniyordu. İŞİD-AKP ittifakı sonucunda Çözüm Süreci’nin ani bir çıkmaza girip başarısız olmasının ardından protestocular, silahların susturulup, çatışmasız bir ortamın oluşturulması çağrısında bulunuyordu. Saat 10:04’ü gösterdiğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin en vahşi terör saldırısı olarak tarihe geçecek bir canlı bomba saldırısı gerçekleşti. 103 barış destekçisi vatandaş hayata gözlerini yumdu. 1 Kasım Genel Seçimlerinin ışığında gerçekleşen bu lanet saldırının failleri AKP hükümeti tarafından örtbas edilmeye çalışıldı. Fakat gar saldırısının Suruç Saldırısı ile benzerliği şüphesiz İŞİD’in ve dolaylı yoldan AKP’nin dahiliyetine işaret ediyordu. Tarih 10 Ekim, 2022… Saldırı üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen ülke güvenliğini sağlamakla yükümlü olan devlet, […]
22 Eylül 2022
22 yaşındaki İran Kürdü Mahsa Amini, geçtiğimiz hafta salı günü başkent Tahran’ı ziyaret ederken İran “ahlak polisi” tarafından “tesettür kurallarına uygun örtünmediği” gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Perşembe günü Tahran polisi yaptığı açıklamada Amini’nin ani bir kalp krizi geçirdiğini ve derhal hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Cuma günü ise kaldırıldığı hastanede hayata gözlerini yumdu. Tahran polisi ısrarla gözaltı sırasınca Amini’ye karşı herhangi bir fiziksel müdahalenin olmadığını iddia etse de birçok aktivist, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin yanı sıra önde gelen Avukat Saeed Dehghan, Amini’nin işkenceye maruz kaldığını, kafatasında ciddi çatlakların oluştuğunu ve olayın düpedüz bir cinayet olduğunu gün yüzüne çıkardı. Şüphesiz, Mahsa Amini’nin ölümü, İranlı kadınların Şeriat yönetimi ve ahlak polisiyle gerek tesettür gerekse muhtelif dini dayatmalar hususunda verdiği mücadelenin bir dışa vurumudur. Ayrıca, Amini’nin gözaltında gördüğü hadsiz ve zalim muamele, Tahran yönetiminin, İran’da yaşayan Kürt nüfusunu maruz bıraktığı gündelik ırkçı uygulamalarının da […]




