26 Mart 2021
Kerbelâ
Erhan Uçan Dede’nin Anlatımıyla Kerbelâ Olayı Kerbela, aradan asırlar da geçse unutulmayacak kadar derin, anlamlı ve öğreticidir. Kerbela, iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, lanetli ile kutsalın, karanlık ile aydınlığın hesaplaşmasıdır. İmam Hüseyin burada kutsallığı, mazlumu, aydınlığı temsil etmektedir. Kerbela Olayı’nın kökeni Hz. Peygamberin veda hacı’na ve yazılmayan vasiyetine kadar gider. Bilindiği gibi Hz. Muhammed peygamberliğini açıkladıktan sonra İslamiyet hızla gelişti. Bu gelişme Mekkeli müşrikleri telaşlandırdı. Onlar Hz. Muhammed’e olmadık engeller çıkardılar. Hz. Muhammed bütün bu engelleri aştı. Hz. Muhammed bütün bu müşriklerin, putperestlerin çıkardığı sorunlar ve engellerle mücadelede  en büyük yardımı Hz. Ali’den görüyordu. Hz. Ali Peygamberin yanında eğitim almış, İslamiyet’i ilk kabul etmiş ve aynı  zamanda Peygamberin kızı Hz. Fatma ile evlenerek Peygamberin soyunun sürdürücüsü olmuştur. Hz. Ali Kuran’da geçen ve onlarca hadiste geçen Ehlibeyt’tendir. Ehlibeyt Hz. Muhammed’in ailesi demektir. Ehlibeyt Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. […]
17 Mart 2023
Daye Bîhna Seva Te
16 Mart 1988’de Irak Bölgesel Kürt Yönetimi sınırları içerisinde bulunan Halepçe (Halabja) kentine modern tarihin en kanlı kimyasal saldırısı olarak anılan bir zehirli gaz saldırısı düzenlendi. Bu imha operasyonu, Ulusararası Adalet Divanı ve Avrupa Birliği gibi uluslararası yapıların Güney Kürdistan Kürtlerine yönelik bir soykırım olarak adlandırdığı El-Enfal “arabizasyon” Harekatı’nın doruğu olmakla birlikte, Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak Rejimi’nin sistematik terörünü de uluslararası kamuoyuna teşhir etti. En az 5000 masumun vahşet içinde can verdiği Halepçe’de, 1993 Kimyasal Silahlar Sözleşmesi tarafından geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve büyük ölçekli kullanımı yasaklanmış hardal gazı ve bir çeşit sinir gazı kullanılmıştı. Saldırının ardından 35 sene geçmesine rağmen, bölgedeki Irak Kürtleri günümüzde dahi kimyasallardan ve bu maddelerin solunumundan kaynaklandığı tespit edilen envai çeşit sağlık problemeri ile karşı karşıya. Gerek saldırının hemen ardında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Saddam’ın etnik temizleme terörüne karşı etkisizliği, gerekse uluslararası kamuoyunun halihazırda Kürtlerin can […]
11 Ekim 2022
Edî Bese
Tarih 10 Ekim, 2015… AKP hükümetinin Suriye’deki iç savaşa müdahil olmasından sonra DİSK, Türk Tabipleri Birliği ve HDP gibi pek çok siyasal ve toplumsal örgütün yanı sıra muhtelif siyasetçilerin ve savaş karşıtı aktivistlerin müştereken kurduğu Barış Bloku’nun çağrısı üzerine Ankara Garı önünde “Emek, Barış, Demokrasi Mitingi” düzenleniyordu. İŞİD-AKP ittifakı sonucunda Çözüm Süreci’nin ani bir çıkmaza girip başarısız olmasının ardından protestocular, silahların susturulup, çatışmasız bir ortamın oluşturulması çağrısında bulunuyordu. Saat 10:04’ü gösterdiğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin en vahşi terör saldırısı olarak tarihe geçecek bir canlı bomba saldırısı gerçekleşti. 103 barış destekçisi vatandaş hayata gözlerini yumdu. 1 Kasım Genel Seçimlerinin ışığında gerçekleşen bu lanet saldırının failleri AKP hükümeti tarafından örtbas edilmeye çalışıldı. Fakat gar saldırısının Suruç Saldırısı ile benzerliği şüphesiz İŞİD’in ve dolaylı yoldan AKP’nin dahiliyetine işaret ediyordu. Tarih 10 Ekim, 2022… Saldırı üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen ülke güvenliğini sağlamakla yükümlü olan devlet, […]
24 Nisan 2023
1915 ile Yüzleşme
24 Nisan 1915’de yayınlanan genelge üzerine yüzlerce Ermeni entelektüelin ve gazetecinin tutuklanmasıyla başlayan Ermeni Soykırımı, takibinde çıkarılan Tehcir Kanunu’yla daha önce öngörülmemiş bir vahşet raddesine ulaştı. Bu yadsınamaz zorunlu sürgün ve imha faaliyeti, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Balkan Harbi sonrasında benimsediği Türkçü etnisite mühendisliği siyasetinin en acımasız ürünüydü. Fakat, her şeyden önce soykırım hukuki bir kavramdır. Türkiye vatandaşlarına ise, cumhuriyetin ilanından bu yana Türk iç ve bilhassa dış siyasetini, Türk-Ermeni ilişkilerini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin diğer bütün azınlık gruplarına yönelik tavrını büyük ölçüde şekillendiren bu soykırım gerçeğine karşılık çok kritik bir görev düşmektedir. Hukukun ve demokrasinin üstünlüğünü arzulayan her bireyin devletin tarihsel ve kurumsal kimliği içerisinde kök salmış bu inkârcı siyaset karşısında geçmiş suçlarla yüzleşme ve hesaplaşma talebinde ısrarcı olması, “Dünya üzerinde bir daha soykırım ve inkar yaptırımsız kalmayacak.” mesajını vermek adına büyük bir önem teşkil etmektedir. Nitekim, geçmişle yüzleşmek […]