26 Mart 2021
Yazar Sayın Kemal Yalçın Haymatlos – Dünya Bizim Vatanımız adlı kitabını, 1933-1945 yıllarında, Nazi rejiminden kaçarak Türkiye’ye sığınmış Alman mülteci bilim ve kültür insanlarının, mimarların, doktorların, ustaların, müzikçilerin vb. Türkiye’de yaşadıklarını, 1944-1945 yıllarında Çorum, Kırşehir ve Yozgat’a enterne edilmiş Haymatlos Almanların hayatlarını, belgesel roman tekniği ile canlı tarihlerin anlatımlarına dayanarak genişçe kaleme aldım.
19 Ocak 2023
Hrant Dink, sadece bir gazeteci değildir. O, bir yandan kan temelli Türk üst kimliğini geniş kitlelere empoze edenlere karşı direnişin, diğer yandan ise başta “Agos” olmak üzere çeşitli yayın kuruluşlarında yazdığı ufuk açıcı yazılarla Ermeni aidiyetinin onursal bir simgesidir. Dink’in hayatı boyunca temas ettiği ve eleştirdiği epey kırılgan toplumsal ve etno-kültürel ayrışma noktaları birilerini hayli öfkelendirmiş olsa gerek ki, onca dava, mahkeme, ve hapis cezalarından sonra bile onu susturmanın yegane yolunu suikastta bulmuşlar, tarihe korkaklıklarından başka bir şey bırakmamışlardır. Nitekim, suikastından 16 yıl geçmesine rağmen Dink’in fikirsel olarak temsil ettiği “karşılıklı iki halkın onurunu gözeten empatik bir üslupla” diyalog amacının destekçileri, atılan kurşunlara ve bütün hukuksuzluklara karşın hâlâ “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz” demekte, bu birlikteliği vurgulayan herkesle aynı safta olduklarını gururla beyan etmektedirler. Birlikte Yaşam İçin Berlin İnisiyatifi de cesurca sürdürülmekte olan bu barış ve geçmişle yüzleşme mücadelesinin en önemli entelektüellerinden […]
24 Nisan 2023
24 Nisan 1915’de yayınlanan genelge üzerine yüzlerce Ermeni entelektüelin ve gazetecinin tutuklanmasıyla başlayan Ermeni Soykırımı, takibinde çıkarılan Tehcir Kanunu’yla daha önce öngörülmemiş bir vahşet raddesine ulaştı. Bu yadsınamaz zorunlu sürgün ve imha faaliyeti, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Balkan Harbi sonrasında benimsediği Türkçü etnisite mühendisliği siyasetinin en acımasız ürünüydü. Fakat, her şeyden önce soykırım hukuki bir kavramdır. Türkiye vatandaşlarına ise, cumhuriyetin ilanından bu yana Türk iç ve bilhassa dış siyasetini, Türk-Ermeni ilişkilerini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin diğer bütün azınlık gruplarına yönelik tavrını büyük ölçüde şekillendiren bu soykırım gerçeğine karşılık çok kritik bir görev düşmektedir. Hukukun ve demokrasinin üstünlüğünü arzulayan her bireyin devletin tarihsel ve kurumsal kimliği içerisinde kök salmış bu inkârcı siyaset karşısında geçmiş suçlarla yüzleşme ve hesaplaşma talebinde ısrarcı olması, “Dünya üzerinde bir daha soykırım ve inkar yaptırımsız kalmayacak.” mesajını vermek adına büyük bir önem teşkil etmektedir. Nitekim, geçmişle yüzleşmek […]
22 Eylül 2022
22 yaşındaki İran Kürdü Mahsa Amini, geçtiğimiz hafta salı günü başkent Tahran’ı ziyaret ederken İran “ahlak polisi” tarafından “tesettür kurallarına uygun örtünmediği” gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Perşembe günü Tahran polisi yaptığı açıklamada Amini’nin ani bir kalp krizi geçirdiğini ve derhal hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Cuma günü ise kaldırıldığı hastanede hayata gözlerini yumdu. Tahran polisi ısrarla gözaltı sırasınca Amini’ye karşı herhangi bir fiziksel müdahalenin olmadığını iddia etse de birçok aktivist, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin yanı sıra önde gelen Avukat Saeed Dehghan, Amini’nin işkenceye maruz kaldığını, kafatasında ciddi çatlakların oluştuğunu ve olayın düpedüz bir cinayet olduğunu gün yüzüne çıkardı. Şüphesiz, Mahsa Amini’nin ölümü, İranlı kadınların Şeriat yönetimi ve ahlak polisiyle gerek tesettür gerekse muhtelif dini dayatmalar hususunda verdiği mücadelenin bir dışa vurumudur. Ayrıca, Amini’nin gözaltında gördüğü hadsiz ve zalim muamele, Tahran yönetiminin, İran’da yaşayan Kürt nüfusunu maruz bıraktığı gündelik ırkçı uygulamalarının da […]




