26 Mart 2021
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2010 yılından bu yana 21 Mart gününü “Dünya Nevruz Bayramı” olarak kabul etmiştir. Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu tarafından “Manevi Kültür Mirası Listesi ”ne dahil edilen Nevruz, dünya genelinde 300 milyonu aşkın insan tarafından kutlanan ve baharın gelişini müjdeleyen coşku dolu bir zaman dilimidir. Çok farklı kültürlere ev sahipliği yapan Nevruz’un kökenleri çok eskiye dayanır. Mitolojilere kadar uzanan Nevruz tarihi geçen zamana direnerek günümüzde dahi Anadolu’nun bağrından çıkan tüm kültürlerde sevinçle kutlanır. Yeni başlangıçları temsil eden Nevruz, Balkanlar’da “Sultan Nevruz” olarak adlandırılır. Baharın gelmesini; iyiliğin, güzelliğin ve bereketin gelmesi olarak kabul eden Bektaşilikte önemli bir yere sahip olan kutlamalar; din, dil, mezhep ayrımı olmaksızın tüm insanlara açıktır. Bektaşiler, Nevruzu, Hz. Ali’nin doğduğu gün olarak kabul ettiklerinden 20-25 Mart tarihleri onlar için dini anlamda da kutsaldır. Müslüman toplulukların yanı sıra gayrimüslimlerin de iştirak ettiği “Sultan […]
17 Mart 2023
16 Mart 1988’de Irak Bölgesel Kürt Yönetimi sınırları içerisinde bulunan Halepçe (Halabja) kentine modern tarihin en kanlı kimyasal saldırısı olarak anılan bir zehirli gaz saldırısı düzenlendi. Bu imha operasyonu, Ulusararası Adalet Divanı ve Avrupa Birliği gibi uluslararası yapıların Güney Kürdistan Kürtlerine yönelik bir soykırım olarak adlandırdığı El-Enfal “arabizasyon” Harekatı’nın doruğu olmakla birlikte, Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak Rejimi’nin sistematik terörünü de uluslararası kamuoyuna teşhir etti. En az 5000 masumun vahşet içinde can verdiği Halepçe’de, 1993 Kimyasal Silahlar Sözleşmesi tarafından geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve büyük ölçekli kullanımı yasaklanmış hardal gazı ve bir çeşit sinir gazı kullanılmıştı. Saldırının ardından 35 sene geçmesine rağmen, bölgedeki Irak Kürtleri günümüzde dahi kimyasallardan ve bu maddelerin solunumundan kaynaklandığı tespit edilen envai çeşit sağlık problemeri ile karşı karşıya. Gerek saldırının hemen ardında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Saddam’ın etnik temizleme terörüne karşı etkisizliği, gerekse uluslararası kamuoyunun halihazırda Kürtlerin can […]
11 Ekim 2022
Tarih 10 Ekim, 2015… AKP hükümetinin Suriye’deki iç savaşa müdahil olmasından sonra DİSK, Türk Tabipleri Birliği ve HDP gibi pek çok siyasal ve toplumsal örgütün yanı sıra muhtelif siyasetçilerin ve savaş karşıtı aktivistlerin müştereken kurduğu Barış Bloku’nun çağrısı üzerine Ankara Garı önünde “Emek, Barış, Demokrasi Mitingi” düzenleniyordu. İŞİD-AKP ittifakı sonucunda Çözüm Süreci’nin ani bir çıkmaza girip başarısız olmasının ardından protestocular, silahların susturulup, çatışmasız bir ortamın oluşturulması çağrısında bulunuyordu. Saat 10:04’ü gösterdiğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin en vahşi terör saldırısı olarak tarihe geçecek bir canlı bomba saldırısı gerçekleşti. 103 barış destekçisi vatandaş hayata gözlerini yumdu. 1 Kasım Genel Seçimlerinin ışığında gerçekleşen bu lanet saldırının failleri AKP hükümeti tarafından örtbas edilmeye çalışıldı. Fakat gar saldırısının Suruç Saldırısı ile benzerliği şüphesiz İŞİD’in ve dolaylı yoldan AKP’nin dahiliyetine işaret ediyordu. Tarih 10 Ekim, 2022… Saldırı üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen ülke güvenliğini sağlamakla yükümlü olan devlet, […]
22 Eylül 2022
22 yaşındaki İran Kürdü Mahsa Amini, geçtiğimiz hafta salı günü başkent Tahran’ı ziyaret ederken İran “ahlak polisi” tarafından “tesettür kurallarına uygun örtünmediği” gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Perşembe günü Tahran polisi yaptığı açıklamada Amini’nin ani bir kalp krizi geçirdiğini ve derhal hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Cuma günü ise kaldırıldığı hastanede hayata gözlerini yumdu. Tahran polisi ısrarla gözaltı sırasınca Amini’ye karşı herhangi bir fiziksel müdahalenin olmadığını iddia etse de birçok aktivist, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin yanı sıra önde gelen Avukat Saeed Dehghan, Amini’nin işkenceye maruz kaldığını, kafatasında ciddi çatlakların oluştuğunu ve olayın düpedüz bir cinayet olduğunu gün yüzüne çıkardı. Şüphesiz, Mahsa Amini’nin ölümü, İranlı kadınların Şeriat yönetimi ve ahlak polisiyle gerek tesettür gerekse muhtelif dini dayatmalar hususunda verdiği mücadelenin bir dışa vurumudur. Ayrıca, Amini’nin gözaltında gördüğü hadsiz ve zalim muamele, Tahran yönetiminin, İran’da yaşayan Kürt nüfusunu maruz bıraktığı gündelik ırkçı uygulamalarının da […]




