19 Ocak 2023
Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz
Hrant Dink, sadece bir gazeteci değildir. O, bir yandan kan temelli Türk üst kimliğini geniş kitlelere empoze edenlere karşı direnişin, diğer yandan ise başta “Agos” olmak üzere çeşitli yayın kuruluşlarında yazdığı ufuk açıcı yazılarla Ermeni aidiyetinin onursal bir simgesidir. Dink’in hayatı boyunca temas ettiği ve eleştirdiği epey kırılgan toplumsal ve etno-kültürel ayrışma noktaları birilerini hayli öfkelendirmiş olsa gerek ki, onca dava, mahkeme, ve hapis cezalarından sonra bile onu susturmanın yegane yolunu suikastta bulmuşlar, tarihe korkaklıklarından başka bir şey bırakmamışlardır. Nitekim, suikastından 16 yıl geçmesine rağmen Dink’in fikirsel olarak temsil ettiği “karşılıklı iki halkın onurunu gözeten empatik bir üslupla” diyalog amacının destekçileri, atılan kurşunlara ve bütün hukuksuzluklara karşın hâlâ “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz” demekte, bu birlikteliği vurgulayan herkesle aynı safta olduklarını gururla beyan etmektedirler. Birlikte Yaşam İçin Berlin İnisiyatifi de cesurca sürdürülmekte olan bu barış ve geçmişle yüzleşme mücadelesinin en önemli entelektüellerinden […]
26 Mart 2021
Newroz
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2010 yılından bu yana 21 Mart gününü “Dünya Nevruz Bayramı” olarak kabul etmiştir. Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu tarafından “Manevi Kültür Mirası Listesi ”ne dahil edilen Nevruz, dünya genelinde 300 milyonu aşkın insan tarafından kutlanan ve baharın gelişini müjdeleyen coşku dolu bir zaman dilimidir. Çok farklı kültürlere ev sahipliği yapan Nevruz’un kökenleri çok eskiye dayanır. Mitolojilere kadar uzanan Nevruz tarihi geçen zamana direnerek günümüzde dahi Anadolu’nun bağrından çıkan tüm kültürlerde sevinçle kutlanır. Yeni başlangıçları temsil eden Nevruz, Balkanlar’da “Sultan Nevruz” olarak adlandırılır. Baharın gelmesini; iyiliğin, güzelliğin ve bereketin gelmesi olarak kabul eden Bektaşilikte önemli bir yere sahip olan kutlamalar; din, dil, mezhep ayrımı olmaksızın tüm insanlara açıktır. Bektaşiler, Nevruzu, Hz. Ali’nin doğduğu gün olarak kabul ettiklerinden 20-25 Mart tarihleri onlar için dini anlamda da kutsaldır. Müslüman toplulukların yanı sıra gayrimüslimlerin de iştirak ettiği “Sultan […]
17 Mart 2023
Daye Bîhna Seva Te
16 Mart 1988’de Irak Bölgesel Kürt Yönetimi sınırları içerisinde bulunan Halepçe (Halabja) kentine modern tarihin en kanlı kimyasal saldırısı olarak anılan bir zehirli gaz saldırısı düzenlendi. Bu imha operasyonu, Ulusararası Adalet Divanı ve Avrupa Birliği gibi uluslararası yapıların Güney Kürdistan Kürtlerine yönelik bir soykırım olarak adlandırdığı El-Enfal “arabizasyon” Harekatı’nın doruğu olmakla birlikte, Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak Rejimi’nin sistematik terörünü de uluslararası kamuoyuna teşhir etti. En az 5000 masumun vahşet içinde can verdiği Halepçe’de, 1993 Kimyasal Silahlar Sözleşmesi tarafından geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve büyük ölçekli kullanımı yasaklanmış hardal gazı ve bir çeşit sinir gazı kullanılmıştı. Saldırının ardından 35 sene geçmesine rağmen, bölgedeki Irak Kürtleri günümüzde dahi kimyasallardan ve bu maddelerin solunumundan kaynaklandığı tespit edilen envai çeşit sağlık problemeri ile karşı karşıya. Gerek saldırının hemen ardında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Saddam’ın etnik temizleme terörüne karşı etkisizliği, gerekse uluslararası kamuoyunun halihazırda Kürtlerin can […]
22 Eylül 2022
Jin Jiyan Azadî
22 yaşındaki İran Kürdü Mahsa Amini, geçtiğimiz hafta salı günü başkent Tahran’ı ziyaret ederken İran “ahlak polisi” tarafından “tesettür kurallarına uygun örtünmediği” gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Perşembe günü Tahran polisi yaptığı açıklamada Amini’nin ani bir kalp krizi geçirdiğini ve derhal hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Cuma günü ise kaldırıldığı hastanede hayata gözlerini yumdu. Tahran polisi ısrarla gözaltı sırasınca Amini’ye karşı herhangi bir fiziksel müdahalenin olmadığını iddia etse de birçok aktivist, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin yanı sıra önde gelen Avukat Saeed Dehghan, Amini’nin işkenceye maruz kaldığını, kafatasında ciddi çatlakların oluştuğunu ve olayın düpedüz bir cinayet olduğunu gün yüzüne çıkardı. Şüphesiz, Mahsa Amini’nin ölümü, İranlı kadınların Şeriat yönetimi ve ahlak polisiyle gerek tesettür gerekse muhtelif dini dayatmalar hususunda verdiği mücadelenin bir dışa vurumudur. Ayrıca, Amini’nin gözaltında gördüğü hadsiz ve zalim muamele, Tahran yönetiminin, İran’da yaşayan Kürt nüfusunu maruz bıraktığı gündelik ırkçı uygulamalarının da […]