22 Eylül 2022
22 yaşındaki İran Kürdü Mahsa Amini, geçtiğimiz hafta salı günü başkent Tahran’ı ziyaret ederken İran “ahlak polisi” tarafından “tesettür kurallarına uygun örtünmediği” gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Perşembe günü Tahran polisi yaptığı açıklamada Amini’nin ani bir kalp krizi geçirdiğini ve derhal hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Cuma günü ise kaldırıldığı hastanede hayata gözlerini yumdu. Tahran polisi ısrarla gözaltı sırasınca Amini’ye karşı herhangi bir fiziksel müdahalenin olmadığını iddia etse de birçok aktivist, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin yanı sıra önde gelen Avukat Saeed Dehghan, Amini’nin işkenceye maruz kaldığını, kafatasında ciddi çatlakların oluştuğunu ve olayın düpedüz bir cinayet olduğunu gün yüzüne çıkardı. Şüphesiz, Mahsa Amini’nin ölümü, İranlı kadınların Şeriat yönetimi ve ahlak polisiyle gerek tesettür gerekse muhtelif dini dayatmalar hususunda verdiği mücadelenin bir dışa vurumudur. Ayrıca, Amini’nin gözaltında gördüğü hadsiz ve zalim muamele, Tahran yönetiminin, İran’da yaşayan Kürt nüfusunu maruz bıraktığı gündelik ırkçı uygulamalarının da […]
19 Ocak 2023
Hrant Dink, sadece bir gazeteci değildir. O, bir yandan kan temelli Türk üst kimliğini geniş kitlelere empoze edenlere karşı direnişin, diğer yandan ise başta “Agos” olmak üzere çeşitli yayın kuruluşlarında yazdığı ufuk açıcı yazılarla Ermeni aidiyetinin onursal bir simgesidir. Dink’in hayatı boyunca temas ettiği ve eleştirdiği epey kırılgan toplumsal ve etno-kültürel ayrışma noktaları birilerini hayli öfkelendirmiş olsa gerek ki, onca dava, mahkeme, ve hapis cezalarından sonra bile onu susturmanın yegane yolunu suikastta bulmuşlar, tarihe korkaklıklarından başka bir şey bırakmamışlardır. Nitekim, suikastından 16 yıl geçmesine rağmen Dink’in fikirsel olarak temsil ettiği “karşılıklı iki halkın onurunu gözeten empatik bir üslupla” diyalog amacının destekçileri, atılan kurşunlara ve bütün hukuksuzluklara karşın hâlâ “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz” demekte, bu birlikteliği vurgulayan herkesle aynı safta olduklarını gururla beyan etmektedirler. Birlikte Yaşam İçin Berlin İnisiyatifi de cesurca sürdürülmekte olan bu barış ve geçmişle yüzleşme mücadelesinin en önemli entelektüellerinden […]
17 Mart 2023
16 Mart 1988’de Irak Bölgesel Kürt Yönetimi sınırları içerisinde bulunan Halepçe (Halabja) kentine modern tarihin en kanlı kimyasal saldırısı olarak anılan bir zehirli gaz saldırısı düzenlendi. Bu imha operasyonu, Ulusararası Adalet Divanı ve Avrupa Birliği gibi uluslararası yapıların Güney Kürdistan Kürtlerine yönelik bir soykırım olarak adlandırdığı El-Enfal “arabizasyon” Harekatı’nın doruğu olmakla birlikte, Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak Rejimi’nin sistematik terörünü de uluslararası kamuoyuna teşhir etti. En az 5000 masumun vahşet içinde can verdiği Halepçe’de, 1993 Kimyasal Silahlar Sözleşmesi tarafından geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve büyük ölçekli kullanımı yasaklanmış hardal gazı ve bir çeşit sinir gazı kullanılmıştı. Saldırının ardından 35 sene geçmesine rağmen, bölgedeki Irak Kürtleri günümüzde dahi kimyasallardan ve bu maddelerin solunumundan kaynaklandığı tespit edilen envai çeşit sağlık problemeri ile karşı karşıya. Gerek saldırının hemen ardında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Saddam’ın etnik temizleme terörüne karşı etkisizliği, gerekse uluslararası kamuoyunun halihazırda Kürtlerin can […]
14 Ağustos 2022
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKYB) topraklarının kadim topluluklarından olan Ezidiler için 3 Ağustos günü kapkara bir yakın geçmişe ışık tutuyor. İsmini Ezidilik dininden alan bu topluluk, dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyondan mensubuyla Anadolu-Mezopotamya coğrafyasının kültürel ve linguistik mozaiğinin önemli bir kısmını teşkil ediyor. Ekseriyetinin Kurmançi (Kurmancî) Kürtçesi konuştuğu Ezidi nüfusu, süre gelen tarihleri boyunca farklı siyasi ve askeri güçlerin zulmüne maruz kalmış, modern yüzyılda da Saddam Hüseyin’in rejimi altında ayrımcılığın, ötekileştirmenin ve ihmalin mağduru olmuştur. Lakin, Ezidiler yakın tarihlerindeki en acımasız zulmü Suriye İç Savaşı sırasında yaşadılar. 3 Ağustos 2014 tarihi, İŞİD’in IKYB yönetimindeki Sincar (Sinjar) şehrinde Ezidi topluluğuna yönelik gerçekleştirdiği katliam silsilesinin başlangıç tarihi olmasının yanı sıra, Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere birçok uluslararası örgütün soykırım olarak tanımladığı, Suriye İç Savaşı’nda bugüne kadar bir etnik-dini topluluğa ve topyekûn insanlığa karşı işlenmiş en büyük suçlardan biri olan bu trajedinin anıldığı […]




