17 Mart 2023
16 Mart 1988’de Irak Bölgesel Kürt Yönetimi sınırları içerisinde bulunan Halepçe (Halabja) kentine modern tarihin en kanlı kimyasal saldırısı olarak anılan bir zehirli gaz saldırısı düzenlendi. Bu imha operasyonu, Ulusararası Adalet Divanı ve Avrupa Birliği gibi uluslararası yapıların Güney Kürdistan Kürtlerine yönelik bir soykırım olarak adlandırdığı El-Enfal “arabizasyon” Harekatı’nın doruğu olmakla birlikte, Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak Rejimi’nin sistematik terörünü de uluslararası kamuoyuna teşhir etti. En az 5000 masumun vahşet içinde can verdiği Halepçe’de, 1993 Kimyasal Silahlar Sözleşmesi tarafından geliştirilmesi, üretimi, stoklanması ve büyük ölçekli kullanımı yasaklanmış hardal gazı ve bir çeşit sinir gazı kullanılmıştı. Saldırının ardından 35 sene geçmesine rağmen, bölgedeki Irak Kürtleri günümüzde dahi kimyasallardan ve bu maddelerin solunumundan kaynaklandığı tespit edilen envai çeşit sağlık problemeri ile karşı karşıya. Gerek saldırının hemen ardında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Saddam’ın etnik temizleme terörüne karşı etkisizliği, gerekse uluslararası kamuoyunun halihazırda Kürtlerin can […]
24 Nisan 2023
24 Nisan 1915’de yayınlanan genelge üzerine yüzlerce Ermeni entelektüelin ve gazetecinin tutuklanmasıyla başlayan Ermeni Soykırımı, takibinde çıkarılan Tehcir Kanunu’yla daha önce öngörülmemiş bir vahşet raddesine ulaştı. Bu yadsınamaz zorunlu sürgün ve imha faaliyeti, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Balkan Harbi sonrasında benimsediği Türkçü etnisite mühendisliği siyasetinin en acımasız ürünüydü. Fakat, her şeyden önce soykırım hukuki bir kavramdır. Türkiye vatandaşlarına ise, cumhuriyetin ilanından bu yana Türk iç ve bilhassa dış siyasetini, Türk-Ermeni ilişkilerini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin diğer bütün azınlık gruplarına yönelik tavrını büyük ölçüde şekillendiren bu soykırım gerçeğine karşılık çok kritik bir görev düşmektedir. Hukukun ve demokrasinin üstünlüğünü arzulayan her bireyin devletin tarihsel ve kurumsal kimliği içerisinde kök salmış bu inkârcı siyaset karşısında geçmiş suçlarla yüzleşme ve hesaplaşma talebinde ısrarcı olması, “Dünya üzerinde bir daha soykırım ve inkar yaptırımsız kalmayacak.” mesajını vermek adına büyük bir önem teşkil etmektedir. Nitekim, geçmişle yüzleşmek […]
14 Ağustos 2022
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKYB) topraklarının kadim topluluklarından olan Ezidiler için 3 Ağustos günü kapkara bir yakın geçmişe ışık tutuyor. İsmini Ezidilik dininden alan bu topluluk, dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyondan mensubuyla Anadolu-Mezopotamya coğrafyasının kültürel ve linguistik mozaiğinin önemli bir kısmını teşkil ediyor. Ekseriyetinin Kurmançi (Kurmancî) Kürtçesi konuştuğu Ezidi nüfusu, süre gelen tarihleri boyunca farklı siyasi ve askeri güçlerin zulmüne maruz kalmış, modern yüzyılda da Saddam Hüseyin’in rejimi altında ayrımcılığın, ötekileştirmenin ve ihmalin mağduru olmuştur. Lakin, Ezidiler yakın tarihlerindeki en acımasız zulmü Suriye İç Savaşı sırasında yaşadılar. 3 Ağustos 2014 tarihi, İŞİD’in IKYB yönetimindeki Sincar (Sinjar) şehrinde Ezidi topluluğuna yönelik gerçekleştirdiği katliam silsilesinin başlangıç tarihi olmasının yanı sıra, Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere birçok uluslararası örgütün soykırım olarak tanımladığı, Suriye İç Savaşı’nda bugüne kadar bir etnik-dini topluluğa ve topyekûn insanlığa karşı işlenmiş en büyük suçlardan biri olan bu trajedinin anıldığı […]
28 Aralık 2022
Roboski Katliamı üzerinden 11 sene geçti. Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları tarafından 17’si çocuk 34 kişi usulsüzce ve vahşice 11 sene önce katledildi. Ve 11 senedir ne Ankara yönetimi saldırıda kasıt olmadığı iddiasından vazgeçip sorumluluk üstlendi, ne de bombardıman emrini veren ve infaz edenler yargılandı. 11 Haziran 2013’te dosya hakkında “taksirle ölüme sebebiyet vermekten dolayı” verilen görevsizlik kararı ve ardından Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından verilen takipsizlik kararı, Roboski kurbanlarının çalınan hayatları ve yakınlarının adalet çağrılarının Türk devletince resmen manasız olduğunu gün yüzüne çıkarmıştı. Bu sebeple, devletin tarihsel süreci boyunca askeriyeyi yücelten bu ideolojisi, TSK’yi işlediği suçların çapından ve şiddetinden bağımsız olarak her durumda masum ilan etmeye devam ediyor. Roboski Katliamında “kimlik tespiti yapmanın imkânsız olduğu” belirtilen ve dolayısıyla katledilen 34 köylünün teröristlerden ayırt edilemediklerinin ima edildiği gerekçelendirme ise Türk devletinin kendi vatandaşlarını keyfi […]




